İhlas Risalesi‘ni küçük diye okumaya başladım ama içinde boğuldum! Üstad Said Nursi: “Bu Lem’a laakal her on beş günde bir okunmalı” demiş. Gerçekten on beş günde bir okunursa toplumdaki kargaşa biter.
Said Nursi ilk uyarıyı girişte yapıyor…
“Mühim ve büyük bir umûr-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır.”
Sonra reçeteyi yazıyor:
“Bu mânilere ve bu şeytanlara karşı, ihlâs kuvvetine dayanmak gerektir” dedikten sonra güzeller güzeli Belkıs’a hayır diyen Hz.Yusuf ‘a vurgu yapıyor.
Hz. Yusuf ne demiş?
“Enaniyet ve nefsi emmare sizi aldatmasın…”
İlk düsturu dün ezberlemiştim! İkincisi bana biraz ağır geldi…
“Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev’inden gıbta damarını tahrik etmemektir.”
Ben eleştirmeden duramam ki!
Kendimi bile eleştiriyorum. Fethullah Gülen’i de eleştireceğim! Aşk derecesinde sevenleri hemen alınmasın…
YerelGundem.com’da bir fotoğraf gördüm. Fethullah Gülen’in odasında çalışırken çekilmiş, tek bir kare fotoğraf…
Ne kadar ilginç değil mi?
Sayın Gülen’in özel hayatıyla ilgili sadece bu fotoğraf var. İnsanlar Sayın Gülen’i merak ediyor. Sayın Gülen tüm dünyanın hayran olduğu bir düşünür, fikir adamı…
Daha da ötesinde tüm dünya liderleri ve din otoriteleri tarafından kabul gören “global bir eğitimci.” O zaman tüm insanlığın Sayın Gülen’i bir belgesel ile tanıması gerekmez mi?
Ben Sayın Gülen’in 24 saatini merak ediyorum. Ben merak ediyorsam tüm insanlar merak ediyor demektir! Türkiye’de imparator gibi görülen bu insanın 40-50 metre karelik basit bir hücrede mutlu olmasının sırrını herkes bilmek ister.
Sayın Gülen: “Özel hayatıma karışmayın” diyebilir. Haklı da olabilir… Ama ben bu konuda insiyatifin Sayın Gülen’in elinden alınması gerektiğini düşünüyorum!
“Yatağı, çalışma masası, elbise dolabı, kütüphanesi, küçük buzdolabı, abdesthanesi, koşu bandı ve Türkiye’nin farklı illerinden gelen toprakları da mübarek bir hediye olarak içinde muhafaza ettiği müzeciği… Hepsi bu tek odaya sığdırılmış/sıkıştırılmış bir hayatı” Mehtap TV gibi özgün yayın yapan bir TV kanalı belgesel olarak hazırlasa; güzel olmaz mı?
Müzeciğinde yer alan nadide eşyaları da merak ettim…
Çok yakınında bulunan bir talebesinin bloğunda paylaştığı bu bilgileri izinsiz de olsa sizlerle paylaşmak istiyorum:
Fethullah Gülen’in mini müzesinde neler var?
“Lıhye-i şerif,
Türkiye’nin dört bir yanından gönderilen toprak kutucukları,
Bir parça Kabe örtüsü,
Mescid-i Nebevî’nin halısı,
Hazreti Üstad’ın külahı ve sarığı,
Çeşit çeşit, renk renk tespihler…
Hocaefendi, hemen her eşyasını hediye edebilir, zaten eline ne geçerse dağıtıyor ama o takım elbise ve ayakkabıların yeri başka. Birgün nasip olur da çok sevdiği vatanına dönerse, inşaallah üzerinde onlar olacak. “
Bu satırları yazarken ilk defa kendime hakim olamayarak gözlerimden yaşlar aktı…
Size E.A isimli okurumun gönderdiği “Kitaplığımdaki Su Damlaları” adlı şiirini takdim etmek istiyorum…
Bugünlerde kitaplığımda bir hal var,
Membağını bulamadığım su damlaları geliyor.
Kitaplarımı tek tek yokladım, hepsi kuru.
Sadece kırmızı kitaplarım hafif sulu.
Şaşırdım, kitaplardan su gelir mi diye,
Güneşte kurusun diye dizdim sedire.
Bu hali gören bizim Osman Dede
O bile çare bulamadı bu hale.
Yeniden dizdim kitaplarımı, kuru kuru,
Tam bitirmiştim ki, yine bir damla su.
Hemen aradım ve buldum sulu kitabımı,
Sayfaları aceleyle açtım, gördüm su damlasını,
Ama kitabın diğer sayfaları hep kuru,
Sadece İhlas Risalesi‘nin sayfaları sulu.
E.A
Meltem GÜRSOY – Yerel Gündem
Yorum yapın
Yorumlar (1)