Zaman Gazetesi hakkında ne düşünüyorum?

Bir okurum, Zaman Gazetesi hakkında ne düşündüğümü sormuş. Doğrusunu söylemek gerekirse Zaman Gazetesi okumuyordum. Bir aydır internetten bazı haberlerini ve köşe yazarlarını takip ediyorum.

Özellikle benim iki yazıma alıntı yaparak beni Zaman okurlarına tanıtan Abdullah Aymaz’ı mutlaka okuyorum. Çok ilginç anekdotlar aktarıyor.

Iraklı Kızın hikayesini okumayanlar çok şey kaçırır. Hararetle okumalarını öneriyorum. Abdullah Aymaz’ı okursanız ‘Gönüllüler Hareketi’nin tüm dünyadaki başarılarından haberiniz olur. Bir de akılda kalacak orijinal hayat hikayelerinden bir repertuara sahip olursunuz. İhtiyaç hissettikçe repertuardan çıkarıp çıkarıp anlatabilirsiniz. Bu tür hikayeler, anekdotlar konferans verenler için hazine değerindedir. En zor zamanlarda böyle bir hikaye hayat kurtarır!

*

Yusuf İnan’ın en samimi dostu (!) Ekrem Dumanlı’yı genelde okuyorum. Ama az yazıyor…! İyi yazıları var. Başyazar olarak Sayın Dumanlı’dan beklentim biraz yüksek. Olaylara sakin yaklaşması, Ertuğrul Özkök’ü anımsatıyor. Bir de her hafta gazete tirajlarını köşesinde yayınlaması güzel. Türk medyasının son durumunu Ekrem Dumanlı’dan takip ediyorum.

*

Bizim Computerman gibi Zaman’ın da Kurşunkalem’i var. Onu da okuyorum, ilginç esprili yazıları var.

İsterseniz espirili bir bölümünü sizinle paylaşabilirim, o zaman da beni bırakır Kurşunkalem’i okursunuz!

“Bir gazeteci daha cezaevinde”

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin en ünlü gazetecilerinden biri sessiz sedasız cezaevine girdi. Bu seferki sebep öncekiler gibi darbecilerle, karanlık odalarda iş tutmak değil tamamen gazetecilik faaliyeti.

Hem de içeri girebilmek için epey uğraşmış.

Cezaevinde mahkûmların bir gününü anlatan haber çalışması için koğuşta onlarla 24 saat geçirecek olan bayan gazetecinin izin dilekçesini onaylarken bakan bey espriyi patlatmış “İçeri alması benden, çıkarması savcıdan. Çıkamazsa beni aramasın.”

Yıllarca Ankara’daki siyasetçi ve bürokratlara kök söktüren bayan gazetecinin içeride biraz daha kalması için bakan beyi arayanlar bile olduğunu duydum.

Bakalım meslektaşımız hangi hikayelerle dışarı çıkacak. Yakında okuruz… – Kurşunkalem “

*

Ahmet Kurucan’ı da biraz okuyorum. Haşa! Allah’tan korkmuyorum!!! başlıklı yazısı hayli ilginç. Okumuyorsanız tavsiye ederim.

Bu da Ahmet Kurucan’dan:

“Aslında ubudiyet, en üst seviyede itaat ve tevazu duygusuyla karşılık beklemeden Allah’a olan sevgiyi göstermek demektir. Çünkü sevgiden yoksun itaat hali kulluk değildir.”

*

Bir de içinde sebepsiz CHP sevgisi taşıyan bir yazarı okuyorum. Esprileri çok ince, dikkat edilmezse, konuya yabancıysan anlaşılması zor.

Birkaç ilginç cümlesini paylaşabilirim:

“Kılıçdaroğlu’na dokunma yanarsın!” pankartı açmışlar.Elifi elifine katılıyorum.
“Yargı CHP’nin içişlerine karışmamalıdır”
“Fezlekelendik ey halkım, unutma bizi!”
“AKP’ye, özel yetkili mahkemelere hodri meydan diyoruz”

“Ergenekon neredeyse gideceğim üye olacağım” diye caka atarken, “Beni de mi Silivri’ye götürecekler?”

“Şiddetli temennî”
“N’oluyor arkadaşlar, zemin altımızdan kayıyor mu?”

Ve tamamen hissî ama benim için son derece önemli bir gerekçe daha var: CHP sevgisi! Bunu nasıl izah edebileceğimi bilmiyorum ama CHP’nin heyet-i muhteremesini yargı mensuplarına karşı yakışıksız sözler sarfından ötürü mahkeme kapılarında görmek beni üzer. CHP bizim için yüzüne karşı ekşiyip huysuzlandığımız ama gıyâbında kıymetini takdir edip platonik bir muhabbetle andığımız feodal bir züğürt ağa gibidir. Daha açık söyleyim, ekmek teknemizdir, velînimettir, var mı yahu daha ötesi?..

Hukuk devleti felan diyorsak, işi CHP’lileri cumhur-cemaat yargıyı ısrarla tahkirden mahkeme kapılarına getirin”e kadar da uzatmak yanlısı değilim yani, şahsi ve samimi temennîm böyledir.

Zaman’dan okuduklarım bunlar… Bazen Hüseyin Gülerce’yi de okuyorum. Yazı başlıkları ilgimi çeken olursa denk gelirsem diğer yazarları da okuyorum.

*

Önceki yazımda E.A’nın “Kitaplığımdaki Su Damlaları” adlı şiirine yer vermiştim. E.A bu sefer Zaman Gazetesi ile ilgili bir şiir göndermiş. Bir çok bölümünü anlamadım ama terminolojiye yakın olanlar mutlaka anlar. O nedenle “Zaman” şiirini sizlerle paylaşıyorum.

ZAMAN

Zaman, Osmanlı’dan Asr-ı Saadet’e kadar Zaman
Asr-ı Saadet’ten yirmibirinci asra kadar Zaman

Ne kutlu şeysin sen, herşey sana muhtaç
Olmayacak dertlere şifa, kutsal ilaç.

Erenlere asırlar sanki bir kulaç,
Asr-ı Saadeti bekleyen bizler, yine sana muhtaç

Hava kadar, su kadar büyük ihtiyaç,
Ey Kutlu Zaman, Asr-ı Saadete, bize de yolaç.

Kabe’dekiler bile senin yolunu bekliyor,
Senin yolun onlara peygamberin yolu geliyor.

Orta Asya’dan sonra Medine sizi bekliyor,
Taif bile sizden medet bekliyor.

Rasulullah gelmiş, tesisleri geziyor
Gazeteyi Ulubatlı dağıtıyır, Hamza dizgi diziyor.

Asır yirmibirinci asır, çalışanlar Asr-ı Saadetten
Asırlar mı yaklaşmış, yoksa aramıza sahabiler mi karışmış.

Dost, düşman bu gidişata hepten şaşmış,
Ey Farklı Zaman, dünya sana muhtaçmış.

16 Nisan 1994

Meltem GÜRSOY

Posted on 02 Şubat 2012, in Alıntılar, Araştırma, araştırma Yazıları, Gündem, Genel, Haberler, Köşe Yazıları, Medya and tagged , , , , , , , . Bookmark the permalink. Yorum yapın.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.