Libya’nın başkenti Trablus’taki Muammer Kaddafi’ye bağlı birliklerin silahlarını muhaliflere teslim ettiği bildirildi. El Cezire televizyonu, başkentteki Muammer Kaddafi’ye bağlı askeri birliklerin tüm silahlarını muhalif gruplara teslim ettiğini duyurdu. Televizyon kanalı, Muammer Kadafi’nin oğlu Muhammed Kaddafi’nin evi çevresinde silah seslerinin geldiğini belirtti. AA/Rotahaber
Blog Arşivleri
Kaddafi: Gerekirse Avrupa’yı vururuz
Tem 2
Libya lideri Muammer Kaddafi, başkent Trablus’ta Yeşil Meydan’da toplanan binlercedestekçisine telefonla seslendi. Kaddafi, yaptığı konuşmada, Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkındaki tutuklama emrini kınayarak, ülkesinde kalma sözü verdi ve NATO’dan hava saldırılarını durdurmasını istedi. Kaddafi, aksi takdirde İttifak’ın “felaketle” yüzleşeceği tehdidinde bulundu. Muammer Kaddafi, ellerinde yeşil bayraklar ve posterlerini taşıyan kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada, “Saldırılar durmazsa biz de size benzer bir biçimde muamele [...]
Gül’ü geceyarısı kaldırıp, izin aldılar
May 4
Türkiye’nin Trablus Büyükelçiliği’ni kapatma kararı alınmasının perde arkasında önemli ayrıntılar ortaya çıktı. Gül gece yarısı yatağından kaldırıldı ve düğmeye basıldı Duygu Güvenç’in haberi Libya’nın Trablus kentindeki büyükelçilikte 12 Türk tahliyeyi bekliyordu. Davutoğlu, Başbakan’dan onay aldı ardından Cumhurbaşkanı’nı uyandırarak düğmeye bastı Mayıs Pazar günü alınan kararda Muammer Kaddafinin oğlu ve torunlarının öldürülmesi ile aynı gün Fransız, [...]
Kaddafi’nin oğlu ve 3 torunu NATO bombardımanında öldü
May 1
01.05.2011 – 03:06 NATO güçlerinin bu gece düzenlediği hava saldırısında Libya lideri Muammer Kaddafi’nin en genç oğlu Seyfül Arab Kaddafi ile 3 torunu öldü. Libya hükümet sözcüsü Musa İbrahim açıklamasında, ”Seyfül Arab’ın 29 yaşında olduğunu ve henüz Almanya’da öğrenimini sürdürdüğünü” belirterek, saldırıda ayrıca Kaddafi ailesi ve yakınlarından bazılarının yaralandığını kaydetti. Musa İbrahim, saldırı sırasında Muammer [...]
Uganda, Kaddafi’ye kapıları açtı
Uganda Devlet Başkanı Yaveri Museveni’nin basın sözcüsü Tamale Mirundi, Associated Press ajansına verdiği demeçte, Batılı ve diğer ülkelerin Libya liderinin sürgüne gönderilmesi çağrısının ardından, sığınma talebinde bulunması halinde Kaddafi’nin ülkelerinde memnuniyetle karşılanacağını söyledi.
Mirundi, diktatör Idi Amin döneminde birçok Ugandalının ülke dışına kaçtığını hatırlatarak, sınırdışı edilenlere sığınma hakkı vermenin ülke politikası olduğunu belirtti.
Ülkesinde 25 yıldır iktidarda olan Museveni, şubattaki seçimlerde yeniden seçilmişti.
Uganda’nın, Libya liderini kabul edeceğini bildiren tek ülke olduğuna dikkat çekiliyor.
zamangazetesi
Libya’nın Misrata şehrinde büyük katliam
Kaddafi’nin paralı askerlerinin denetiminde olan Misrata’da büyük bir insanlık krizi yaşanıyor. Sokakların cesetler ve yaralılarla dolu olduğu belirtiliyor. Birleşmiş Milletler, Misrata için acil yardım çağrısında bulundu…
Haber Merkezi / TİMETURK
Libya’nın Misrata şehrinde büyük bir insanlık krizi yaşanıyor. Diktatör Muammer Kaddafi’nin paralı askerlerinin denetiminde olan şehirde sokakların cesetler ve yaralılarla dolu olduğu belirtiliyor. Misrata’ya giden Timeturk yazarı Mısırlı Doktor Hamza Musa, tüm dünyadan acil yardım çağrısında bulundu.
Acil ilaç ve doktora ihtiyaçları olduklarını belirten Dr. Hamza Musa, binlerce yaralının acil tedavisi için Türkiye’den yardım istedi. Hamza Musa, yaralıların gemi ya da uçakla Türkiye’ye götürülebileceğini söyledi. Çok sayıda ölü ve yaralının olduğunu bildiren Dr. Hamza Musa, onlarca çocuk ve ailenin Kaddafi yanlıları tarafından katledildiğini açıkladı.
Koalisyon güçlerinin şehir merkezine saklanan Kaddafi güçlerine saldırı düzenleyemediğini belirten Hamza Musa, Misrata’ta yaşanan insanlık katliamının derhal durdurulması gerektiğini ifade etti. Halkın basit silahlarla kendini savunduğunu belirten Musa, “Misrata düşerse hem büyük bir soykırıma tanıklık edeceğiz hem de Libya’nın bölünüşüne şahit olacağız” dedi.
tımeturk
Kolaylıkla bombalanan topraklar
Mustafa KARAALİOĞLU
mkaraalioglu@stargazete.com
ABD ve özellikle Fransa’nın coşkulu aceleciliğiyle başlayan Libya bombardımanının daha şimdiden ne bu ülkenin, ne de bölgenin sorunlarını çözemeyeceği anlaşılıyor.
Başında çılgın ve öngörülemez bir diktatör bulunuyor olsa bile; saldırıdan önce bütün diplomatik seçeneklerin denenmemesi, uzlaşma yollarının kullanılmaması harekatın ikna ediciliğini zayıflatmaktadır. Hepsinden önemlisi, bir ülkeyi bombalamanın bu kadar kolay olması özellikle sorunlu “İslam toprakları” için kaygı vericidir.
Kaldı ki o “sorun”lar çok göreceli olmak bir yana, tarihsel olarak bizatihi bugün ilk füzeyi atmak için yarışan ülkelerin büyük katkılarıyla üretilmiştir.
Kaddafi “deli”dir tamam ama daha birkaç ay önce Paris’in göbeğinde ona çadır kurduran ve birkaç milyarlık anlaşma için misafirinin ellerine sıkı sıkıya yapışan Sarkozy’nin bu savrulmuş halleri çok mu akıllıcadır?
Bütün dünyayı hareket geçiren ve Libya’ya bomba yağdıran gücün Avrupalı liderinin politik tutarlılığı ortada…
Ayrıca, Sarkozy’nin “İslam ve Doğu”lu olana karşı dizginlenemez önyargılarını da bir kenara not edelim.
İnisiyatif sokağın elinden alındı
Bu harekat, Ortadoğu’da başlayan pozitif ve olmazsa olmaz demokratik dalganın önünü aldı. Gerçekten bir domino etkisi başlamıştı ama koalisyonun yağdırdığı bombalar domino tahtasını dağıttı. Amerika ve ortakları İslam dünyasının ilk kez cesaretle denemekte olduğu doğru ve gerekli bir demokratik kalkışmayı belirsiz bir istikamete yöneltti. Şimdiden sonra, sokaklara çıkacak olanların amaçları ve sınırları üzerine füzelerin uzun gölgesi vuracaktır. Kendi mecraında giderken, olgunlaşan bir hareket gayri tabileştirilmiş ve artık her aşamasında bir dış güç endişesine mahkum edilmiştir.
Operasyonun ardından görüntü, “Ortadoğu’ya demokrasi lazımsa onu da biz getiririz” tablosunu andırmaktadır. Diktatörlük lazımken onlar getirmişti, unutmayalım!
Bununla birlikte mesele, Saddam Hüseyin’den daha zalim olduğu söylenemeyecek bir lidere Saddam kadar şans tanınmaması değildir. Zira,Muammer Kaddafi’nin siyasi ömrünün bittiği ve operasyonun bu durumu değiştiremeyeceği zaten belliydi. Yine de, bombalamadan önce Kaddafi’ye anlayacağı dille bir diplomatik ikazda bulunmak gerekirdi. Hem bölgede hem de dünyada bunu yapabilecek ülkeler ve liderler vardı.
Böylelikle, Libya topraklarına bomba yağmamış ve insanları kurtarmak için yapılan bir harekatta başka insanlar ölmemiş olurdu. Bu denenmiş olsaydı, daha attıkları bombaların dumanı yükselirken yaptıkları işi izah edecek sözler bulamayan “aceleciler koalisyonu”nun makul bir mazereti olurdu.
Libya neden vuruldu?
Hedef Kaddafi mi, rejim mi? Yoksa Libya’nın iki parçaya bölünmesi mi? Yoksa, harekat sadece bu ülkenin bir petrol üretici olmasıyla ilgili mi? Soruları kimse cevaplayamıyor.
Irak işgali yalanlarla başlamış, yalanlarla sürüp gitmişti. Dünyanın buna bir kez daha tahammülü yok; özellikle de İslam-Arap dünyasının…
Arap Birliği’nin ABD-Fransa-İngiltere ittifakına utangaç bir destek vermesi de operasyonunun meşruiyeti için bir delil sayılamamalıdır. Arap Birliği denilen örgüt neticede, bugün tehdit altındaki rejimlerin birliğidir. Kapılarını çalan değişimin yarattığı gerilim altında çok akıllıca ve rasyonel karar vermeleri beklenmemelidir.
Kim ne söylerse söylesin, operasyonun ilk sonucu tablo İslam topraklarının her defasında kolaylıkla bombalanabilir oluşudur.
Bir de kimse kendisini hesap vermek zorunda hissetmiyor. Tıpkı Bush
dönemi gibi…
Asla Libya halkına…
Başbakan Erdoğan, dünyanın Türkiye’yi dikkatle takip ettiğini belirterek “Bizi eleştirenler değişim isteyenlerin kimi örnek aldığını görsün. Bir tarih yazılıyor ve Türkiye buna not düşüyor” dedi.
Başbakan Erdoğan, ‘’Türkiye’nin asla ve asla Libya halkına silah doğrultan taraf olmayacağını’’ belirterek, ‘’Bölgemizde bir tarih yazılıyor. Türkiye, bölgede tarihe not düşüyor’’ dedi. Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, Libya’da süren operasyonun, Libyalılar ve bölge ülkeleri tarafından petrol ve çıkar amaçlı bir operasyon olarak algılanmasının Türkiye’nin haklılığını ortaya koyduğunu söyledi. Libya’ya sadece ve sadece insani yardım temelli bir operasyona destek vereceklerinin altını çizen Erdoğan, askeri müdahalenin işleri çıkılmaz hale getireceğini kaydetti.
Bahreyn ve Yemen kaygı veriyor
Bahreyn ve Yemen’deki olaylar için kaygılarını gerekli platformlarda dile getirdiklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu: ‘’Özellikle Bahreyn’de bir mezhep çatışmasının endişesini taşıyoruz. Değişim adı altında mezhep çatışmasına dönüşmesi, bizleri ciddi manada rahatsız ediyor. Bahreyn ile birlikte Yemen ve Suriye’de hiç arzu etmediğimiz sonuçların ortaya çıkmaması için yoğun temaslar yürütüyoruz. Bölgemizde bir tarih yazılıyor. Türkiye, tarihe not düşüyor.’’
Dünya Türkiye’yi takip ediyor
Erdoğan, herhangi bir küresel ya da bölgesel gelişmede kimin ne dediğine değil, Türkiye’nin ne dediğine bakıldığını belirterek, ‘’Türkiye’nin tavrı, duruşu, ağzından çıkacak kelimeler dikkatle izleniyor, her yerde yankılanıyor’’ dedi. ‘’Mısır için sesini yükselten Başbakan Libya için neden susuyor’’ şeklindeki eleştirilere değinen Erdoğan, şöyle devam etti: ‘’Biz, neyi nerede ve nasıl söyleyeceğimizi, ne zaman söyleyeceğimizi çok iyi biliriz. Bizi sessiz, tepkisiz, tarafsız kalmakla itham edenler, bölgede esen değişim rüzgarlarının ilhamı nereden aldığına çok dikkatle baksınlar” diye konuştu.
O tokat en hafif tabiriyle densizlik
Erdoğan Nevruz gösterileri esnasında polise tokat atan BDP İstanbul milletvekili Sabahat Tuncel’i de sert bir şekilde eleştirdi. “Gençleri tahrik etmek, sokağa dökmek için her türlü kirli tezgahı kuranlar şimdi bizzat kendileri şiddete başvurmaya başladı” diyen Erdoğan, şöyle devam etti: “Dokunulmazlık zırhının ardına sığınıp polise tokat atmak en hafif tabiriyle densizliktir. Bu densizliğin hesabının hukuk çerçevesinde mutlaka sorulmasını istiyoruz. Bunun da sonuna kadar takipçisi olacağız.” ANKARA STAR
Bu hafta sonu Erbil’e gidiyor
BaŞbakan Erdoğan 28-29 Mart’ta Irak’a gidiyor. Erdoğan’ın programında Erbil’i ziyaret de var. Erdoğan’ın Irak ziyaretinde öncelikle Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile görüşmesi bekleniyor.Ardından da Irak’taki diğer siyasi parti liderleriyle bir araya gelmesi gündemde. Başbakan, Meclis’te ziyaretine ilişkin soruları yanıtladı ve Irak programında Erbil ayağının olduğunu da açıkladı. Erdoğan, “Programımızda şu an Kuzey Irak görünüyor ama çalışmalar sürüyor” dedi.Erdoğan geçen aralık ayında, “Önce Dışişleri Bakanım ardından ben Irak’a gideceğim” açıklamasını yapmıştı. Davutoğlu ocak ayı içinde o ziyareti gerçekleştirmiş, ancak Başbakan gidememişti. Kaynaklar, “Ziyarette ikili siyasi ve ekonomik ilişkiler de ele alınacak” dedi.
